|
Uçaklar
Geleceğin Uçakları
Helikopter
Planör
Yelkenkanat
Yamaç Paraşütü
Paraşüt
Balon
Model Uçak
Model Roket
Hava Akrobasisi
Mikrolayt
İnsansız Hava Araçları
Roketler
Uydular ve Uzay Araçları
UÇAKLAR
[ başa
dön]
ASKERi UÇAKLAR
:
Modern Askeri
Uçaklar
Modern askeri
uçaklar, farklı şekil ve büyüklüklerde olurlar. Her bir uçak değişik
görevler yapar. Birçoğu ya bir bölgeyi düşman saldırılarına karşı
korumak ya da bir hedefe silahlı saldırıda bulunmak için tasarlanmıştır.
Ana askeri uçakların hepsi sadece savaş için kullanılmaz. Bazıları
eğitim, kurtarma çalışması ve nakliye için, bazıları da bir bölge
hakkında bilgi toplamak için kullanılır. Buna keşif denir. Askeri keşif
uçakları, düşman mevzilerini ve birliklerin hareketlerini takip
edip,fotoğraflarını çeker.
Hareketli Kanatlar
Düz kanatlar daha
fazla kaldırma kuvveti sağlar. Bu kalkış ve iniş sırasında önemlidir.
Ancak yüksek hızlarda en iyisi uçları geriye doğru çekik kanatlardır. Bu
iki özellikten de yararlanabilmenin bir yolu konularını değiştirebilen
kanatlar yapmaktır. Bunlara hareketli kanatlar denir.
Göz Hizasında
Görüntüleme
Pilotun önündeki
aletlere baktıktan sonra, ileriyi görmek için başını kaldırması yaklaşık
bir saniye alır. Bu yavaş hareket eden araçlarda sorun
yaratmazken,saatle 2000 km. Hızla uçan bir jetle çok tehlikeli olabilir.
Çünkü, bu bir saniye içerisinde uçak 500 m.den fazla uçmuş olabilir.
Günümüzde kullanılan askeri jetlerde, uçuş bilgilerinin pilotun tam
önüne, ya pilot kabinindeki şeffaf bir ekrana ya da doğrudan pilotun
kaskındaki siperliğe yansıtılmasını sağlayan sistemler vardır. Ekran
şeffaf olduğu için pilot başını hareket ettirmeden ekrandaki bilgilerle
aynı anda dışarıyı da görebilir.
KLASiK İNİŞ-KALKIŞ
YAPAN UÇAKLAR
Klasik iniş ve
kalkış yapan uçaklar mevcut pisleri kullanarak kalkış ve iniş yapan
uçaklardır. Günümüzdeki uçaklar çok büyük oranda klasik iniş kalkış
yapan uçaklardır. Pistin başında motorları tam güçle çalıştırırlar ve
pist üzerinde belli bir hıza gelince kalkarlar. İnişte de belli bir
hızla piste yaklaşırlar ve pist üzerinde fren veya diğer yardımcı
yavaşlatıcı unsurların kullanılması yoluyla belli bir mesafe sonra
durular.
ÖRNEK:
Panavia Tornado GR.1
Bu askeri jet bir grup
Alman, İtalyan ve İngiliz şirketi tarafından yapılmıştır. Birçok değişik
görevde kullanılır ve bu yüzden çok amaçlı savaş uçağı olarak bilinir.
GR.1'in bu modeli daha çok saldırı uçağı olarak kullanılmasına rağmen
bazen keşif yapmak için de kullanılır.
KISA İNİŞ-KALKIŞ
YAPAN UÇAKLAR :
VSTOL Uçaklar
VSTOL sözcüğü,
İngilizce Vertical or short Take-Off and Landign sözcüklerinin baş
harflerinden oluşturulmuştur. Dikine veya kısa mesafede kalkış ve iniş
demektir. VSTOL özelliğine sahip bir uçak ya kısa mesafeli bir pist
kullanır ya da küçük bir alana, örneğin ormanlık bir alandaki küçük bir
açıklığa dikine iniş ve kalkış yapar. VSTOL uçakların çoğu kalkışta kısa
bir pist kullanır, inişte ise dikine inerler. Bu yakıttan da tasarruf
sağlar.
Bae Sea Harrier Mkl
Harrier en tanınmış
VSTOL uçaktır. ilk olarak Hawker Siddeley isimle (şimdiki British
Aerospace) bir İngiliz şirketi tarafından yapılmış ve İngiltere,
Hindistan, İtalya, ispanya ve Amerika Birleşik Devletleri askeri
kuvvetlerinde kullanılmıştır. Sea Harrier ise, Harrier'in deniz
kuvvetleri tarafından kullanılan türüdür. Uçak gemilerinin güvertelerine
iniş ve kalkış yapabilir ve en yüksek hızı saatte 1120 km.dir.
Pegasus Motor
VSTOL uçak olan
Harrier, Rolls Royce Pegasus turbofan motorla çalışmaktadır. Pegasus ile
diğer turbofan motorlar arasındaki en önemli fark, motordan çıkan
gazların yönünün kontrol edilebilmesidir. Buna yönlendirilmiş itki
denir. Motorun, sıcak gazların ve soğuk havanın dışarıya verildiği,
birbirine bağlı dört tane egzoz çıkış vardır. Bu çıkışların yönleri
pilot tarafından, pilot kabininden değiştirilebilir.
Yönlendirilmiş itki
Yönlendirilmiş itki,
motorlardan çıkan gazlara motor çıkışları tarafından yön verilmesiyle
çalışır. Motor 88 KN'a kadar itki üretir. Bu itkinin neredeyse tamamına
dikey kalkış sırasında ihtiyaç duyulur. Eğer uçak itkinin doğruca
yukarıya kaldırabileceğinden daha ağır ise dikey olarak kalkamaz, bunun
yerine bir rampa kullanır ya da pistten kalkar.
Tepki Memesi
Motorun kompresör
bölümündeki hava küçük bir alana sıkıştırılır. Sıkıştırılan bu havanın
bir kısmı, borular aracılığıyla, uçağın kanat uçlarında, burnunda ve
kuyruğunda bulunan özel olarak kumanda edilen ve tepki memeleri olarak
adlandırılan memelere gönderilir. Bu memelerden püskürtülen hava, Uçağı
havada asılı dururken veya yavaş hareket ederken dengede tutmaya yarar.
Uçuşta Yönlendirme
Pilotlar
yönlendirilmiş itki özelliğini uçuş sırasında kullanabilir. Egzoz
gazlarının çıkış yönü değiştirildiğinde uçak daha zor dönüşler yapar ve
normalden daha hızlı tırmanır. Buna ileri uçuşta yönlendirme denir.
VSTOL özelliğine sahip olmayan azı askeri savaş uçakları da ileri uçuşta
yönlendirme yapabilmelerini sağlayan cihazlarla donatılmaktadır. Bu
özellik bir çatıţma ananda daha kolay ve hızlı manevra yapabilmelerini
sağlar.
GÖRÜNMEYEN (HAYALET)
UÇAKLAR :
Hayalet Uçaklar
Radarlar, uçakların
yerlerini belirlemede çok başarılıdır. Yakın zamanda mühendisler
radarların uçakları görmesini güçleştiren çeşitli yöntemler buldular.
Radara yakalanmama özelliğine sahip uçaklara hayalet uçak denir. Hayalet
uçaklar düşmanın elektronik aletlerini ve radarlarını şaşırtarak fark
edilmeden uçabilir. Amerika Birleşik Devletleri'nin biri bombardıman
uçağı Northrop B2, diğeri de saldırı Uçağı Lockheed F117A olmak üzere
iki tane hayalet uçağı vardır.
Lockheed F117A
Yapılan ilk hayalet
uçak olan F117A, ilk defa 1981'de uçmuştur. Çok sıkı korunan düşman
bölgeleri üzerinde geceleri gizlice dolaşabilir. F117A'nın korunma
amacıyla silah veya havadan havaya füze taşımadığı tahmin ediliyor.
Düşmandan hayalet özelliği sayesinde gizlenebiliyor.
Düşmandan Gizlenme
Düşman tarafından
görülmesinin hayalet uçak kullanmaktan başka yolları da vardır. Eskiden
beri savaş uçakları gökyüzüne veya yeryüzüne uyum sağlayan renk ve
desenlerde boyanmaktadır. Bu işleme kamuflaj denir. Çok hızlı bazı jet
uçakları da görülmemek için sadece hızlı oluşlarından faydalanır. SR71
Blackbird gibi uçaklar ise çok yüksekte uçarlar .
Serbest Kararlılık
Bazı askeri uçaklar,
uçarken kararlı ve dengeli olmayacak bir şekilde tasarlanmıştır. Bu
serbest kararlılık uçağın havadayken daha kolay manevra yapabilmesini
sağlar, ancak uçağın uçabilecek kadar kararlı olmasını sağlamak için
kontrol yüzeyleri bilgisayar tarafından sürekli hareket ettirilmelidir.
F117A'da bulunan bilgisayarlar, kontrol yüzeylerini bir saniyede 40 defa
hareket ettirebilirler.
Açılı Yüzeyler ve
Radar Emici Malzeme
Bir uçağın radar
ekranındaki görüntüsüne o uçağın kadar kesiti denir. Radar en iyi geniş
eğimli yüzeylerden yansır. Bu yüzden hayalet uçaklar, değişik açılar
verilmiş keskin yüzeylerden yapılır. Bu yüzeyler, radar sinyallerini
geri yansıtmadan emen malzemelerle kaplanmıştır. Keskin yüzeyler ve bu
yüzeylerin kaplanmasında kullanılan malzemeler sayesinde, hayalet
uçaklar radar ekranında bir uçaktan çok bir kuş gibi görünür.
YOLCU UÇAKLARI :
Yolcu uçakları, çok
sayıda yolcu taşıyan uçaklardır. İlk yolcu uçakları çok az sayıda insan
taşıyorlardı, ayrıca soğuk ve gürültülüydüler. Bu uçaklar uzun
mesafelere ancak birçok yerde durup yakıt ikmali yaparak
gidebiliyorlardır.
Concorde :
Saatte 2300 km. hız
yapılabilen Concorde dünyanın en hızlı yolcu uçağıdır. Bu hız diğer
modern yolcu uçaklarının hızının iki katıdır. Concorde'nin bu kadar
hızlı olabilmesinin temel nedeni son derece güçlü motorlara ve havanın
akım hattına uygun bir aerodinamik yapıya sahip olmasıdır.
Airbus A340-300 ve
-200
A340, Airbus
Industrie adı altında birleşmiş birkaç Avrupa firmasının ürettiği en son
yolcu uçaklarından biridir. A340'ın iki çeşidi vardır. -300 modelinin
uzun bir menzili vardır, ama -200 modeli daha da uzağı gidebilir.
Gövdeleri -300'Ierden 4 metre daha kısa olan -200'Ierde daha az yolcu
koltuğu vardır ama daha çok yakıt alırlar. 1993 yılında bir Airbus
A340-200 yakıt ikmali yapmak için sadece bir kez Yeni Zelanda'da durarak
dünyanın çevresini dolaşmıştır. Bu yolculuk 48 saatten biraz uzun
sürmüştür.
Basınçlandırma
Bir uçak yükseklere
çıktıkça etrafındaki hava incelir. Modern bir jet yolcu uçağının uçtuğu
irtifada yolcuların nefes alamsı için yeterli hava yoktur. Yolcuların ve
mürettebatın normal şekilde nefes alabilmeleri için yolcu uçağının hava
sızdırmaz gövdesi basınçlı hava ile doldurulur.
Yolcu Yerleşim
Düzeni
Yolcu uçağı
içerisindeki koltukların sayısına, tiplerine ve yerleşimlerine yolcu
yerleşim düzeni denir. Yolcu uçaklarının daha fazla yolcu
taşıyabilmeleri için, fiyatı diğerlerine göre daha ucuz olan koltuklar
daha sıkışık bir vaziyette yerleştirilirler. Ama işadamı sınıfı ve Iüks
sınıf koltuklar daha geniştir. Bir uçağın yolcu yerleşim düzeni
kolaylıkla değiştirilebilir.
Rahat Bir Oturuş
için
Hava yolu şirketleri
her zaman yolcularını rahat ettirmeye çalışırlar. Yolcuların
uyuyabilmeleri için yatak şekline dönüşebilen koltuklar ve her yolcunun
önünde kendisine ait bir video ekranı konulması, istediği filmi
seyretmesi veya oyunu oynaması, telefon görüşmesi yapması yapılan
yenilikler arasındadır.
Yükleme ve Boşaltma
Yolcu uçaklarında
eşyaların yanı sıra, mektup ve paket gibi birçok değişik yük taşınır.
indikten sonra yolcuları, uçuş ekibini ve yükünü boşaltan uçak, yeni bir
yolculuğa başlamadan önce kontrolden geçer, yakıt alır ve yeniden
yüklenir. Birçok insanın ortaklaşa çalışmasını gerektiren bu olaya
uçağın ikmali denir.
Kargo Uçakları :
Bazı yolcu uçakları,
sadece kargo taşıma amaçlı kullanılmak üzere yeniden yapılmıştır. Çok
miktarda, kargo taşıyabilen A300-600ST, Airbus A300 yolcu uçağının
değişik modellerinden biridir. Ağırlığı 50 tona kadar olan büyük
makineler, roket ve uçak parçaları taşıyabilir
X Tipi Hava Araçları
X tipi hava araçları
araştırma amacıyla yapılan araçlardır. İlk araç, X-1 uçağı Bell Aircraft
Corporation firması tarafından 1945 yılında yapılmıştır. Bugüne kadar
toplam 45 değişik X aracı imal edilmiştir.
X-1
İmalatçısı : Bell
Aircraft Corporation
İmal edilen miktar :
3
Maksimum hızı : 1.45
Mach
Maksimum uçuş
yüksekliği : 69.000 feet
Ağırlığı : 12,250 lb
İlk uçuş : 25 Ocak
1946
Son uçuş : 23 Ekim
1951
Toplam uçuş : 157
X-2
İmalatçısı : Bell
Aircraft Corporation
İmal edilen miktar :
2
Maksimum hızı :
3.196 Mach
Maksimum uçuş
yüksekliği : 125.907 feet
Ağırlğı : 24,910 lb
İlk uçuş : 27
Haziran 1952
Son uçuş : 27 Eylül
1956
Toplam uçuş : 20
X-3
İmalatçısı : Douglas
Aircraft Company
İmal edilen miktar :
1
Maksimum hızı : 0.95
Mach
Maksimum uçuş
yüksekliği : 35.000+ feet
Ağırlğı : 23,840 lb
İlk uçuş : 20 Ekim
1952
Son uçuş : 23 Mayıs
1956
Toplam uçuş : 51
GELECEĞİN UÇAKLARI
[ başa
dön]
Dev Yolcu Uçakları
Uçak yapan firmalar,
daha sessiz, daha az yakıt kullanan ve yolcuları daha ucuza taşıyacak
yolcu uçakları yapmak için çözümler aramaya devam edecek. Günümüzde
gittikçe daha fazla sayıda insan hava yoluyla yolculuk etmek istiyor.
Ancak, mevcut havaalanları daha fazla uçuşu karşılayacak duruda değil.
Bir çözüm daha büyük yolcu uçakları yapmaktır.
Airbus A3XX
Airbus A3XX, Airbus
Industries tarafından tasarlanan, 830 yolcu taşıyabilecek dev bir yolcu
uçağıdır. Boyu Boeing 747'den daha uzun olmasa da gövdesi daha geniş
olacaktır. Yolcular için iki kat, kargo için de altta bir kat olacaktır.
Şu anda hizmette olan Airbus yolcu uçaklarının parçalarına benzeyen
parçalar kullanılarak yapılacağından 2003 yılında hizmete gidebilir.
Uzay Yolcu Uçağı
Gelecekte hem roket
hem de jet motoru kullanan yolcu uçakları görebilirsiniz. Bu uçaklar çok
hızlı olacak ve hem uzayda hem de dünya atmosferinde uçabilecek şekilde
tasarlanacaktır. Gezegenin bir tarafından diğer tarafına yapılan
yolculukların süresi belki de iki-üç saat gibi kısa bir süreye
indirilecektir.
Uzay Kargo
Taşıyıcıları
Birçok firma, Uzay
Mekiği'nin yerine geçecek, tekrar kullanılabilen uzay araçlarının
tasarlanması konusunda çalışıyor. Bir Amerikan firması olan Lockheed'in
tasarımının kanatları yoktur. Kanatlar yerine gövdesinin yaratığı
kaldırmayı kullanacak olan bu uçak, bir roket gibi havalanıp normal
uçaklar gibi bir piste inebilir.
Geliştirilmiş Kalkış
Sistemi
Birçok hava taşıtı
üreticisi, gelişmiş kalkış ve iniş sistemlerine sahip askeri uçaklar
üzerinde çalışıyor. Bazıları, iniş ve kalkışta çok kısa bir pist
kullanabilecek küçük yolcu uçağı tasarımları yapmayı planlıyor.
HELİKOPTER
[ başa
dön]
Helikopterler,
taşıyıcı yüzeyleri döner hava araçlarıdır. Uçaklarda kanatların yaptığı
taşıma görevini helikopterlerde paleler yapmaktadır. Helikopterin
üstünde bulunan döner parçaların herbirine pale denir ve yapısı
uçaklardaki kanat yapısına benzer. Paleler motorla döndürülür.
Palelerdeki taşıma kuvveti palelerin dönmesiyle oluştuğundan, helikopter
dikine kalkabilir, havada durabilir, yana, ileriye ve geriye doğru
hareket edebilir.
Helikopter uçuşunun
ilkeleri, yüzyıllardır bilinmektedir. Leonardo da VİNCİ bir helikopter
planı yapmış, George Cayley (1792) gibi eski havacılar da, çeşitli
helikopter modelleri geliştirmişlerdir. İlk insan taşıyan helikopter,
1907 yılında Fransa’da Paul Cornu tarafından yapılmış ve 24 BG’lük bir
motorla uçmuştur. Ancak bazı denge ve mühendislik sorunları nedeniyle,
helikopterler, uçaklar gibi çabuk gelişme göstermemişlerdir. Dünyanın
ilk başarılı helikopteri olan VS-316A, Rus asıllı Amerikalı mühendis
Igor Sikorsky tarafından, 1942 yılının Ocak ayında yapılmıştır.
Paleler bir göbek
ile birbirine bağlanmıştır. Paleler ve göbekten oluşan parçaya rotor
denir. Palelerin açısı pilot tarafından kumanda edilir ve açıyla
birlikte palenin taşıma miktarı değişir. Bu kumanda ile pilot
helikopteri düşey doğrultuda aşağı-yukarı kontrol eder. Helikopterde ana
kanatlar ve kuyruk kanatları bulunmadığından, ana rotorlar ve kuyruk
rotorları hem kaldırma kuvvetini hem de helikopterin kontrolu için
gerekli gücü sağlar. Helikopterin yatay olarak ileri, geri ya da yana
uçması istendiğinde rotor o yöne doğru eğilir.
Helikopterin en
yüksek hızı, yaklaşık 400 km/saatle sınırlıdır. Dünyanın en büyük
helikopteri Mil-12’dir.
Helikopterler askeri
amaçlı kullanıldığı gibi sağlık, orman söndürme, taşımacılık, arama
kurtarma gibi değişik amaçlarla kullanılabilmektedir.
PLANÖR
[ başa
dön]
Havacılar
“sonsuz maviliklerin eşsiz güzellikleri” diyorlar planörlere. Gökyüzünde
süzülüşlerini, masmavi sularda yüzen kuğulara benzetenler “Beyaz
Kuğular” diye niteliyorlar. Uçarken, kanatlarının rüzgarlarla
sürtünüşünde çıkan sesteki melodiyi yakalayanlar da “sessizliğin müziği”
diyorlar. Bu tanımların hepsindeki ortak nokta aynı. Planör denilen hava
aracının taşıdığı ESTETİK.
Planör,
vinç sistemiyle ya da Vilga denilen bir başka aracın çekmesiyle
havalanan ve belli bir yükseklikte Vilga’yla bağlantısını koparıp
atmosferin alçak katmanlarındaki DİKEY-YATAY hava akımlarından
yararlanarak uçan motorsuz bir hava aracıdır. Bu sporda amaç, en kısa
zamanda en uzun yolu kastetmektedir. Bu nedenle planörlerin ÜSTÜN BİR
AERODİNAMİK yapıda olması gerekir. Şöyle bir örnek verebiliriz. YARIŞMA
TİPİ, ortalama bir planör bir metrelik yükseklik kaybettiğinde 35 metre
ileri doğru süzülür.
Planör
yarışmaları MESAFE (en uzun mesafeye gidebilmek), ZAMAN (en kısa sürede
gidebilmek) ve AKROBASİ (planörde yapılan çeşitli gösteriler) olarak
düzenlenir.
Havacıları, mesleklerinin temelini MOTORSUZ UÇUŞA dayandırdıkları için
planörcülük dünya havacılığında önemli bir yere sahiptir. Çünkü bu
araçla yapılan uçuşta insan ortam olarak havayla doğrudan bir temas
içindedir ve (motorsuz olduğu için) kulaklarında motor gürültüsü yerine,
kanatların rüzgara sürtünmesinde doğan okşayıcı bir ses vardır. Bu
koşullarda insan, uçtuğu sonsuzluğu çok daha yakından duyumsar ve doğal
olarak çok daha büyük bir keyfi yaşar.
Planör
pilotu olmak isteyenlerin her şeyden önce 16 yaşını bitirmesi gerekir.
Havacılık sevdalıları THK’nın Eskişehir-İnönü Hava Eğitim Merkezi’ndeki
ÜCRETSİZ kurslarına katılarak amaçlarına ulaşabilirler. 40 günlük
BAŞLANGIÇ kursu, ardından elbette isteyenler için iki aylık TEKAMÜL
kursu ve son olarak da YÜKSEK TEKAMÜL kursunda A-B-C Brövelerini
kazanırlar.
Planör Nedir?
“Planör”
kelimesi dilimize Fransızca “Planeur” sözcüğünden girmiştir. Fransızca
karşılığı “süzülerek uçmak, süzülerek uçarak mesafe kat etmek” demektir.
Kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi planör, üzerinde hiçbir güç
kaynağı (motor) olmaksızın uçabilen bir hava aracıdır. Yüksek süzülmek
kabiliyeti nedeniyle bu hava araçlarıyla uçmak, uzun mesafeler kat etmek
mümkündür.
Planör Nasıl Uçar?
Motoru
olmayan bu hava aracının uçabilmesi için ilk önce planörün havaya
çıkarılması gerekir. Bu, ilk yıllarda lastik amortisörlerle yüksek
tepelerden tıpkı sapanla havaya fırlatılmak suretiyle olmuştur. Daha
sonraları ise gelişen teknolojiyle birlikte uçak arkasında çekilerek
veya vinçle çekilerek planör havaya çıkarılmıştır. Havalanan planör
süzülme kabiliyetiyle havada uçuşunu sürdürür. Hava içerisinde ufkun
altına doğru süzülen planörün kanatlarına çarpan hava akımları kaldırıcı
güç meydana getirerek kütlenin havada kalmasını sağlar.
Dünyada Planörcülük
Uçma fikri
çok eskilere dayanmaktadır. İnsanoğlunun tarihinde uçma tutkusu önemli
bir yer tutmaktadır. Mitolojideki uçan hayvanlar ve insanlar hep bu
tutkunun eseridir.
Ancak
teorik olarak uçma fikri ancak 16ncı asırda İtalyan bilgin Leonarda
Vinci’nin helikopter benzeri çizimleriyle biçimlenmiş fakat karmaşık
yapı ve teknik olanaksızlıklar nedeniyle uygulama imkanı olmamıştır.
Daha sonraları ise İngiliz bilim adamı Kelley bu konuda araştırmalar
yapmıştır. 1800 yıllarında ise Lobri adlı bir Fransız martı kuşuna
benzeyen bir planör yaparak kısa bir mesafe de olsa uçmayı başarmıştır.
Daha
sonraları İngiliz Pilçer ve Amerikalı Rayt kardeşler bu dalda
araştırmalar yapmış, 1903 yılında Rayt kardeşler Lilihantal’ın
çalışmalarını geliştirerek bu modelin üzerine motor koymuş ve
çalışmalarına devam etmişler, motorlu uçakların temelini
hazırlamışlardır.
Türkiye’de Planörcülük
Ülkemizde
uçma fikri çok eskilere dayanmaktadır. Leonada Vinci’nin uçan bir araç
üzerinde çalıştığı yıllarda yani 1600 yıllarında Hazerfen Ahmet
Çelebi’nin takma kanatlarıyla Galata kulesinden havalanarak Lodos
rüzgarı yardımıyla Üsküdar Doğancılar meydanına indiği rivayet
edilmektedir. Yine aynı çağlarda Lagari Hasan adlı bir Türk mucitin 50
okka bantla çalışan 7 kollu bir roket icat ederek Padişahın önünde
Sarayburnu’ndan uçarak barut bitince Sinanpaşa köşkü önünde denize
indiği rivayet edilmektedir.
Daha sonra
1861 yılında Atıf Bey ince gürgen ağıcından ve ince saçtan yapılmış, el
ve ayaklı işleyen, birkaç pervanesi olan bir uçak yapmıştır. Gerçek
anlamda ise ilk planör uçuşu Göztepeli ve Galatasaraylı şahıslar
tarafından 16 Mart 1934 yılında lastik amortisörle yapılmıştır.
1935
yılında ise Ankara’da Atatürk’ün direktifleriyle THK’na bağlı bir
Planörcülük Okulu açılmıştır. İlk gelişen planörcüler yurt dışına
ihtisas yapmaya gönderilmiş, dönüşlerinde ihtisas sahibi olarak birçok
planörcü yetiştirmişlerdir.
Planör Başlangıç Kursları
Planör
Başlangıç Kursları Planör Uçuş Okulu tarafından İnönü Eğitim Merkezi ve
Akşehir Eğitim Merkezi’nde düzenlenir. Ayrıca talep olduğu takdirde
uygun görülürse THK tarafından bölgesel kurslar da düzenlenebilir
Kursa
katılmak isteyenler her yıl 1 Ocak’tan itibaren dilekçe ile Türk Hava
Kurumu Genel Başkanlığı’na müracaat ederler. Müracaat edeceklerin
katılacakları kurs döneminde 16 yaşından gün almış olmaları ve en az
ortaokul mezunu olmaları gerekmektedir Müracaat sayısının fazla olması
durumunda öncelik Okul Havacılık Kollarına ve Havacılık Kulüplerine
tanınır.
Müracaatları kabul edilen öğrenciler kendilerinden istenen evrakları
tamamlayarak Türk Hava Kurumu’na gönderirler. Daha sonra kendilerine
yapılan çağrıda belirtilen merkezde kursa katılırlar ve 5-6 haftalık
eğitime tabi tutulurlar.
Kurslarda
başarı gösteren öğrenciler bir kez yalnız uçarak Planör “A” brövesi
alırlar. Planör Tekamül kursuna katılacak öğrenciler kontenjan durumuna
göre daha öne “A” brövesi almış başarılı, öğrencilerden seçilir. Bu
kursu bitiren öğrenciler “B” ve “C” brövelerini takiben Planör Pilot
Lisansının alırlar.
Uçuş Eğitimi
Başlangıç
uçuş eğitimi iki safhadan oluşmaktadır;
a. Uçuş
öncesi eğitim,
b. Uçuşla
beraber yapılan eğitim.
|
Her
kursiyer uçuş öncesinde, uçuşa hazırlık amacıyla 3 gün süresince
ders görür. Bu dersler; |
|
1.THK’nın tanıtımı |
|
2.Kursiyerlerin hareket tarzı, |
|
3.Havacılık tarihi, |
|
4.Normal usuller, |
|
5.Yer
eğitimi, |
|
6.Sınav |
Bu
derslerden normal usuller planörün teknik bilgilerini ve uçuştan önce
yapılması gereken kontrolleri kapsar. Bu dersler sonunda yapılacak
sınavda her biri 2 puan değerinde 50 test sorusu sorulur. Kursiyer bu
sınavdan en az 70 puan almalıdır. Bu sınavda başarı gösteren kursiyer
uçuş eğitimine başlar.
Yer eğitim
ise planör başında uygulamalı olarak yapılır. Bu derste uçuşa hazırlık
olarak paraşüt kuşanma, planöre oturma, dahili kontroller, halatın veya
telin takılması, kanat tutma ve planörün taşınası pratik olarak
öğretilir.
Uçuşa
başlayan kursiyerler uçuşla birlikte nazari derslere devam ederler.
Bu dersler
sırası ile şunlardır;
1.Uçuş nazariyatı,
2.Aerodinamik,
3.Meteoroloji,
4.Vinç ile
çalışma,
5.Emercensi
usuller,
6.Sınav
YELKENKANAT
[ başa
dön]
Son derece basit
yapıda, AERODİNAMİK özellikte, çok hafif hava araçlarından biridir
Yelkenkanat. Bu aracı iki bölmede incelemek mümkün: Aracın çalışması
için gerekli olan herşey İSKELET dinelin birinci bölümdedir. İkinci
bölüm YELKEN’dir. Kanada benzeyen bu bölüm yelken bezinden yapılmıştır.
Bu araçla uçacak kişi (pilot) kanada sırtından sağlanır.
Yelkenkanadın
havalandırması, pilotun uygun bir tepeden koşarak sırtındaki araca hız
kazandırmasıyla yapılır. Bir süre koştuktan sonra araç uçmaya başlar.
Pilot, ağırlık merkezini değiştirir yelkenkanadı komuta eder. Örneğin,
sağa dönmek istiyorsa ağırlığı sağa verir.
Yelkenkanadın
yükselebilmesi için TERMİK nitelikteki rüzgara ihtiyaç vardır. Yani
ısınmış, doymuş ve kaldırma kuvveti, taşıma kuvveti kazanmış rüzgara. Bu
konuda küçük bir ayrıntıyı eklemekte yarar görüyorum. Örneğin yeşil
alanlar güneşi daha çok çeker ve ısınır. Dahası, bir dağ yamacına çarpıp
yükselen hava da aynı özelliğe sahiptir. Isınan hava yükselerek, taşıma
gücü kazanır (Teknik Özellik).
Yelkenkanat eğitimi
kuramsal olarak bilgilerin verilmesiyle başlar. Meteorolojik
bilgiler-Yelken uçuşu-dönüşler-termik uçuşları ve ilk yardım konusundaki
bilgiler bu aşamada öğretilir. Daha sonra yer eğitimi başlar.
Yelkenkanatla düz yerde KOŞMA bu aşamada yaptırılır. Bir hafta sonra
küçük tepelerden uçuşlar gelir. Öğrenci önce, yanlarından ipe bağlı
yelkenkanatla uçurulur. İpler çözüldükten sonraki uçuşlarda, tepedeki
atlama noktası yavaş yavaş DÜZ UÇUŞLA başlayan bu eğitim YELKEN
UÇUŞU-TERMİK UÇUŞ deneylerinden geçerek PERFORMANS uçuşu noktasına
ulaşır.
Yelkenkanat
yarışmaları da ilginçtir. Uçuştan önce, 25 değişik yerde HEDEF NOKTALARI
işaretlenmiş 1/250.000 ölçekli haritalar bütün yarışmacılara dağıtılır.
Hergün başka hedef noktalarına uçuş yapılır. En kısa zamanda hedeflerini
fotoğraflarını çeken yarışmacı BİRİNCİ olur.
Yelkenkanat eğitim
almak isteyen genç arkadaşların 15 yaşını bitirmiş olmaları şarttır. Bu
eğitim de THK’da ÜCRETSİZ olarak veriliyor.
YAMAÇ PARAŞÜTÜ
[ başa
dön]
Bu spor, bir pilotun
sırtındaki paraşütle bir tepeden ya da yamaçtan koşarak atlaması sonucu
havalanmasıdır.
Yamaç paraşütü de
çok sayıda enlenmesine dilimlerden oluşan bir tür paraşüttür.
Havalandığı anda rüzgarla dolan bu dilimler yamaç paraşütüne hız
kazandırır. Pilot, gitmek istediği yönde bulunan kolanları çekerek
sağ-sola dönüş yapar. Yamaç paraşütünün yükselebilmesi için TERMİK
RÜZGARLARA (yani ısınarak doymuş ve taşıyıcı-kaldırıcı güç kazanmış
rüzgarlara) ihtiyaç vardır.
Bu sporda önemli
olan, havalandıktan sonra rüzgarın yönünü iyi saptayabilmektir.
Yamaç paraşütü
eğitim birkaç aşamalıdır. Birinci aşamada, aracın tanıtımı yapılar ve
onun uçabilmesinin nedeni olan meteorolojik koşullara ilişkin bilgiler
verilir. Bu aţamadaki öteki konularda ţöyle özetlenebilir:
Yelken
Uçuşu-Dönüşler-İlk Yardım-Teknik Uçuşlar.
Eğitimin ikinci
aşamasında, düz yamaç paraşütü ile koşma denemeleri başlar. Bir hafta
süren bu çalışmalardın sonra TEPE UÇUŞLARI’na geçilir. Bu aşamada tepe
yüksekliği, tıpkı yüksek atlama yarışmalarında çıtanın santim santim
yükseldiği gibi, atlama noktası da derece derece yukarı çekilir. Kurs
öğretmeninin yeterli gördüğü öğrenciler YÜKSEK UÇUŞ’a (önce DÜZ YÜKSEK
UÇUŞ), YELKEN UÇUŞU’na ve TERMİK UÇUŞ’a geçer. Daha sonra da PERFORMANS
UÇUŢLARI gündeme gelir.
Dünyada ve
Türkiye’de Yamaç Paraşütçülüğü
1940 yıllarında,
Wright kardeşler başarılı ilk uçuşlarının yanında birkaç parça perde
kumaşından yaptıkları bir tür uçurtmayla başka bir havacılık olayına da
öncülük etmişlerdir. Daha sonraları esnek yapıya sahip kanatlar üzeride
çalışma ve denemeler yapılmış, 1948’de basit yelkenkanatlar ortaya
çıkmıştır. Bu çalışmalara sırasında kanatların bir bot, araba ya da bir
kişi tarafından yerden havalandırılması önemli bir gelişmeydi.
1961’den sonra kendi
işleyebilen ve süzülerek uçan paraşüt düşünülmeye başlandı. 1968’de
koşarak ya da ayakta kalkış üzerine makale ve el kitapları yayınlandı.
Bununla beraber 1980’lere kadar paraşütle yamaçtan düzenli olarak
koşarak kalkışı yapılması. İlk olarak Fransa ve İsviçre Alplerindeki bir
grup pilot, yelkenkanat pilotlarına özenerek dik yamaçlardan koşarak
kalkış yapmaya başladılar. Böylece yamaçparaşütçülüğü giderek
yaygınlaşmaya başladı. Antartika dışında bütün kıtalarda dağlarda
rengarenk yamaçparaşütleri görülmeye başlandı.
İlk yamaçparaşütleri,
uçaktan yapılan serbest atlayış paraşütlerinin açılışı sırasındaki
basınca dayanıklılığına göre dizayn edildi. Ancak daha sora bunun
gerekli olmadığı görüldü ve kubbeler hava geçirmez kumaştan üretilmeye
başlandı. Çok kısa bir süre sonra yamaçparaşütleri kökenleri olan
serbest atlayış paraşütlerinden çok farklı bir yapı kazandılar ve yüksek
kaldırma gücüne sahip serofoil yapıyla birlikte daha geniş kanat
açıklığıyla yelkenkanatlara şekil olarak benzemeye başladılar.
Bu gelişmeye paralel
olarak eğitim-öğretim programları düzenlendi. Termik ve yamaç rüzgarı
kaldırıcıları kullanılarak uzun mesafe uçuşları gerçekleştirildi.
Yamaçparaşütlerinin gelişmesine paralel olarak masraflar ve öğrenmek
için geçen süre arttı.
Hızlı gelişmeyle
beraber çeşitli ciddi kazalarda olmuş, yüksek emniyet ve performansı
artırmak amacıyla üreticiler her yıl yeni gelişmelerle yamaçparaşütleri
üretip bunları teste tabi tutmaya başlamışlardır.
Bugün
yamaçparaşütçülüğü en ucuz ve hafif hava aracı ve doğayla iç içe
olmasından dolayı geniş bir kitle tarafından tutulup sevilmiş ve dünyada
sanayi ürünü konumuna gelmiştir.
Türkiye’de yamaçtan
koşarak uçuş denemeleri, 1988’te ilk olarak serbest atlayış
paraşütleriyle yapılmış, 1988’den itibaren yamaçparaşütleri sınırlı bir
kitle tarafından ferdi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
1995 yılında Türk
Hava Kurumu faaliyetleri arasına yamaçparaşütçülüğü sporunu da
katmıştır. Dünyadaki gelişen yamaçparaşütü sporunun başından beri
yakından takip edilmesine rağmen, bir dönem THK’nın içine düştüğü maddi
zorluk nedeniyle yamaçparaşütü faaliyetleri çok sınırlı kalmıştır.
Ancak, tepe ve dağlarıyla yamaçparaşütü sporuna çok uygun olan
Türkiye’de bu spor dalının THK faaliyetleriyle, özel okul ve havacılık
klüpleri sayesinde kısa sürede yaygınlaşacağı düşünülmektedir.
1997 yılında ilk kez
yapılan “1 nci Dünya Hava Oyunları”nı Türk Hava Kurumu organize
etmiştir. Bu büyük organizasyon içerisinde Dünya Yamaçparaşütü
Şampiyonası düzenlenmiştir.
Yamaçparaşütünün
Tanıtımı
Yamaçparaşütü basit
bir hava aracıdır. Ancak diğer hava araçlarında olduğu gibi özenli ve
karmaşık tasarlanmaların sonucunda oluşmuştur. İplerin uzunluğundaki
küçük farklılıklar ya da kumaşın kesimindeki ufak bir ölçü farklılığı,
sonuçta çok iyi ya da kötü bir kanat ortaya çıkarabilir.
Yamaçparaşütü 4
bölümde incelenir;
1.Kubbe
2.Askı ipleri
3.Taşıyıcı Kolonlar
4.Harnes (kuşam
tertibatı)
Kubbe :
Kubbe, polyester
veya naylon, hava geçirmeyen kaplamaları özel bir kumaştan yapılar ve
canlı parlak renklerle boyanırlar. Alt ve üst yüzeylerin dik parçalarla
birleştirilmeleriyle oluşturulmuştur. Böylece ortaya çıkan bu hava
kanallarına sel adı verilir. Ön kenardaki uçları açıktır. Ön kenarlara
şeklini korumak ve kalkışta içine kolay hava girişini sağlamak için sert
plastik tabakalar dikilir (Bu sel girişleri, baza yamaçparaşütlerinde
tülle kaplanmıştır). Bunun yanında iplerin tutturulduğu yerlerde de bu
parlak sert plastik parçalar kullanılır. Geniş sel girişleri daha yavaş
ve daha güvenli bir yamaçparaşütünü gösterir. Daha dar sel girişleri
daha çok yüksek performansı amaçlayan yamaçparaşütlerinde bulunur.
Her sel diğerinden
iç sel duvarıyla ayrılmıştır. Bunlar kanatın şeklini belirlerler. Çok
sayıda sel duvarı daha istikrarlı daha düzgün bir şekil ortaya koyar. Bu
duvarlarda birçok delik vardır. Böylece hava bir selden diğerine
geçebilir. Bu da iç basıncın ayarlanmasını sağlayarak kanadı şişirir.
Tamamen şişirildiğinde serofoil şekli olar, yani alt yüzey daha düz üst
yüzey ise kamburumsu eğri bir şekil alır.
Maksimum kalınlık
noktası, ön kenardan arkaya doğru giden çizginin yüzde 15 ile 30’u
tarafından oluşturulur. Kanatın arka bölümüm arka kenar ile sonlanır.
Tipik bir kubbede
performansına bağlı olarak çok sayıda sel bulunur. Çoğunlukla orta
bölümdeki seller, kenardaki sellere oranla daha uzundur. Kubbe böylece
elips şeklini alır. Bazı modern kubbelerde kanat uçlarında dik bölümler
vardır. Bunlara kulak de denir. Daha güvenli bir kubbe oluşturmak için
eklenmektedir.
Bir yamaçparaşütü
kubbesi şişebilen bir kanattır. Bu nedenle bir serbest atlayış paraşütü
olarak düşünülmemelidir. Yamaçparaşütleri yerden koşarak kalkış için
aynı zamanda uygun hava akımlarında süzülmek amacıyla kullanılmaktadır.
Askı İpleri :
İpler çok
dayanıklı malzemeden yapılmışlardır. İnce yapıları sürtünmeyi azaltmanın
yanında hafif bir malzeme olarak da avantaj sağlar. Kevler ve dacron
olmak üzere iki ana ip tipi vardır. Kevler, organik polyamid (karbon
lifi) malzemedir ve çoğunlukla dacron (terylene) ya da benzeri bir
malzemeyle çevrelenmiţtir.
Sürtünmeyi azaltmak
ve bütün yapıyı daha basit hale getirmek için ipler hemen hemen ortada
iki ya da daha fazla ipe ayrılırlar. İpleri daha iyi tanımlamak için
kubbedeki bağlantı yerlerine göre değişik adlar verilir. Ön kenarlara
bağlanan ipleri “A” ipleri denir. Arkaya doğru gittikçe “B”, “C”, “D”
ipleri olarak adlandırılırlar. Fren ipleri (kontrol ipleri) en arka
kenara bağlanırlar ve renkleri diğerlerine göre farklıdır.
Taşıyıcı Kolonlar :
Taşıyıcı kolonlar, kubbe iplerini kuşama bağlarlar. Genellikle 25 mm
genişliğindedir. Ağırlığı ya da yükü ipler yoluyla taşırlar. Kuşama
karabinalar ile, iplere küçük metal (rabıt) halkalarla bağlıdırlar.
Taşıyıcı kolonlar,
pilota kalkışta uygun tutunma yerleri sağlarlar. Kalkışı
kolaylaştırmaktan öte, farklı harnes kullanımına da imkan tanırlar. Arka
kolonlar ayrıca halkalar yardımıyla frenleri de tutarlar. Rüzgarın
etkisiyle savrulmalarını engelleyecek şekilde yapılmıştır. Frenlerin
ucunda kolay tutmak amacıyla şıkşıklar bulunur ve bunlar arka kolonlara
çıtçıt veya verkıro ile tutturulur.
Bazı gelişmiş
yamaçparaşütlerinde speed sistem denilen hızlandırıcılar bulunurken
bazılarında harnes kolonlara sabit olarak bağlıdır.
Harnes (Kuşam
Tertibatı) :
Yamaçparaţütü
harnesi basit olarak;
a.Tahtadan ya da
sert plastikten yapılan oturma yeri,
b.Sağlam dokunmuş
kumaştan yapılan sırt bölgesi,
c.Bacak ve göğüs
kolonlarından oluşmuştur.
Bazı harneslerde
çapraz kolonlarda bulunur. Bunların kubbeyi daha güvenli tutmak için
pilotun vücut hareketinin doğrudan yukarıya iletmesini engelleyen bir
yapıları vardır.
Gelişmiş harneslerin
hızlandırıcı (speed sistem) bağlantıları, sırt koruyucusu, hava yastığı,
yedek paraşüt bölümü gibi avantajları vardır. Bütün harnesler pilotun
vücut yapısına göre ayarlanabilir durumdadır.
Yamaçparaşütünün
Kontrolü ve Denetimi
Kontrol deyimi fren
yerine kullanılabilir. Frenler; yamaçparaşütünü yönlendirmek, hızını
azaltmak, dönüşler yapmak ve güvenli bir konumda tutmak için kullanılır.
Frenler, kubbenin
arka kenarına birçok iple bağlanır. Bu piler aşağı doğru inerken birer
ipe indirgenir ve bir halkadan geçerek arka kolonlara (doğrudan
bağlanmaz) çıtçıtla bağlanır. Genellikle renk açısndan diğerlerinden
ayrılır ve diğerlerine göre daha kalın ve dayanıklıdır.
Fren konumları
1.Frensiz (fren
ipleri yukarıda).
2.Çeyrek fren (fren
ipleri omuz hizasında).
3.Yarım fren (fren
ipleri göğüs hizasında).
4.Tam fren (fren
ipleri yaklaşık kalça hizasında; burada derin stol olur).
Stol
Tam frenin daha
altında tam stol meydana gelir. Yamaçparaşütünün ileri gidişi tamamen
durur, kubbe geriye doğru yıkılarak hızlı çöküş başlar.
Tüm dönüşller,
kumanda iplerinin yumuşak ve stebil çekilmesiyle yapılır. Pilot,
frenlerden birini aşağıya doğru çektiğinde o taraftaki raka kenar aşağı
doğru iner ve hava akımı aşağıya doğru saptırılır. Burada sürtünme
artacağından hız azalır, diğer taraf ise serbest olduğundan daha hızlı
hareket eder ve çekilen fren yönüne doğru dönüş başlar.
Kumanda ipleri
aşağıya çekildikçe orantılı olarak aknadın hızı azalır. Her iki fren ipi
birden aşağı çekilirse kanadın hızı yavaşlar, kaldırma gücü hafifçe
artar. Aşağı çekmeye devam edilirse sonunda kanat yüksek hücum açısından
dolayı stola girer. Yavaş uçuş sırasında frenlerden birini yukarı doğru
bırakmak döönüşe neden olur. Keskin bir dönüş için, frenlerden biri
aşağı çekilirken diğeri yukarı doğru bırakılır. Ancak burada dikkat
edilmesi gereken bir nokta vardır. Eğer bu işlem stol durumunda ya da
frenler oldukça aşağı durumda yapılırsa yamaçparaşütü virile (kendi
çevresinde hızlı dönüş) girer.
En ideal fren
konumları çeyrek ile yarım fren arasındadır. Frenlerin üç ayrı kullanım
alanı daha vardır. Bunlar;
1.Ters kalkış
sırasında kubbenin düzeltilmesi ve yerinin değiştirilmesinde,
2.Uçuş sırasında
kanatta güvenliğin kaybolduğu durumlarda ve kapanmalar olduğuna
düzeltmek için,
3.İndikten sonra
kubbenin söndürülmesinde kullanılır.
4.Fren ipleri
arabalardaki direksiyon ile aynı işleve sahiptir ve uçuş sırasında
frenlerin durumları her zaman kontrol edilmelidir.
Rüzgar Yönü Tayini
Uçuşlar sırasında
rüzgarın yönü ve şiddetini anlamanın birçok yolu vardır. Bunlar;
1.Rüzgar tulumuna (vinsak)
bakarak. Rüzgar tulumunun şişme oranından rüzgarın şiddeti ve yönü
anlaşılır.
2.Yer ekibinin yere
sereceği kırmızı panolara bakarak. Panoların “T” şeklinde serilmesinden
rüzgarın sadece yönü anlaşılır.
3.Ağaçlara bakarak.
Ağaçların yatışlarına göre rüzgarın şiddeti ve yönü hakkında fikir
edinilebilir.
4.Bacaladan veya
herhangi bir yerden yükselen dumanlara bakarak. Çıkan dumanın gidiş ve
yatış miktarından rüzgarın yönü ve şiddeti tahmin edilebilir.
5.Daha önce iniş
yapanlara veya yapacaklara bakarak. Bunların yere iniş hızları, sağa
sola kayış durumlarından rüzgarın durumu tahmin edilebilir.
Rüzgar Hızı - Yer
Hızı – Hava Hızı
Rüzgar Hızı: Basitçe
esen rüzgarın hızıdır.
Yer Hızı: Hava aracı
hızının yere göre olan hızıdır
Hava Hızı: Hava
akımının kanat yapısı üzerindeki hızıdır.
Yedek Açma
Yedek paraţüte
gereksinim duymamak kuşkusuz en iyisidir. Bununla birlikte emercensi
durumlarda kullanmak üzere bir yedek paraşütle uçmak, pilotta huzurlu ve
uçuşları daha güzel hale getiren güvenlik duygusunu yaratır.
PARAŞÜT
[ başa
dön]
Paraşüt aleve
dayanıklı malzemeden yapılmış geniş bir tentedir. Açıldığı zaman içine
dolan hava büyük miktarda geri sürükleme kuvveti oluşturur. Böylece
düşüş yavaşlar. Paraşüt havada düşmekte olan bir insanı yavaşlatır. Yani
uçaktan paraşütle atlayan bir kişi yere güvenle inebilir. Paraşütler ya
mürettebatın sırtına yada fırlatma koltuğunda muhafaza edilen küçük
paketler içine içine sıkıştırılıp yerleştirilir. Bazen ana paraşüt
açılmadığı zaman kullanılmak üzere daha küçük yedek pakette bulunur.
Paraşütler başka işler içinde kullanılır. indikten sonra yerde hızla
gitmeye devam eden uçakları yavaşlatırlar. Donanım ve yiyecek kutularına
takılarak pisti veya yolu bulunmayan yerlere atılabilirler.
Eskiden paraşütler
yalnızca küre biçimindeydi ve genellikle kırmızı ya da beyaz renkteydi.
Şimdi paraşütler biçim biçim ve renk renk, daha doğrusu rengarenk oldu.
Paraşüt, dünyanın en
yaygın hava sporlarından biri. “Bir cismin, yere düşüş hızını
yavaşlatarak inmesini sağlayan hava aracı” diye tanımlayabiliriz onu. Bu
“cismin” genellikle İNSAN oluyor. O insana da paraşütçüler diyorlar. Bu
sporu yapanlar, gökyüzünde ve salına salına inişleri sırasında doyulmaz
güzellikler, heyecanlar yaşadıklarını söylüyorlar.
Sevgili gençler;
havacılık teknolojisi dev adımlarla, dev atılımlarla ilerleyip
gelişiyor. İşin güzel yanı, havacılık sporları da bu gelişime ayak
uyduruyor. Ve sonuçta ortaya yepyeni spor dalları çıkıyor. Bu çeşitleme
de en çok paraşüt dalında görülüyor.
Hedef-Stil :
Önce hedef
atlayışına bakalım. 16 cm. çapında elektronik bir ped düşünün. Daire
biçimindeki bu pedin tam ortasına da 3 cm. çapında bir kırmızı nokta
oturtun. Burada amaç, kendini boşluğa bırakıveren paraşütçünün, bu
kırmızı noktaya inmesidir. Bunu başaranlar, sıfır fena puanla 1 nci
olurlar. Hedef atlayışında takımlar dörtlü ya da daha az gruplar
oluştururlar ve kademeli olarak atlarlar. Kiloca en ağır olandan en
hafife doğru giden bir sıralama düzeninde atlayışlar yapılır. Kırmızı
noktadan dışarıya doğru gerçekleşen atlayışlarda, fena puanlar artmaya
başlar. Derecelendirme bu puanlara göre yapılır.
Stil-Atlayış :
Önceden belirlenmiş
hareketlerin, sırasına göre ve olabildiğince kısa sürede yapılmasıdır.
Paraşütçüler, ancak bu hareketlerin bitiminde paraşütlerini açarlar.
Serbest Stil :
Bu atlayışta amaç,
paraşütçünün bir dizi serbest stil hareketlerini artistik ve teknik
olarak ve paraşütünü açmadan, 45 sn. içinde tamamlamasıdır. Serbest
Sitil atlayışlarında zorunlu ve serbest olmak üzere iki çeşit hareket
dizisi bulunur.
Tutuşma :
“Elele tutuşmuş
paraşütçülerin havada çeşitli tablolar yapmak üzere atlayışlarıdır” diye
tanım yapabiliriz bu yarışma dalı için. 4’lü ve 8‘li olmak üzere iki
kategoride yapılan bu yarışmalarda amaç, önceden belirlenmiş hareketleri
paraşütleri açmadan doğru bir şekilde yapmaktır. Bu yarışmada
hareketlerin tamamlanması için tanınan süre 4’lü tutuşmalarda 35 sn.,
8’li tutuşmalarda 50 sn.dir.
Hava Sörfü :
Oldukça yeni bir
hava sporu. Yarışmacı ve Hava Kameramanı birlikte atlarlar. 4000
metreden yapılan bu atlayışta yarışmacının ayaklarında bir kaya,
kameramanın başında da çekimi yapacak kamerası bulunur. Atlayıştan hemen
sonra yarışmacı ve kameraman önceden hazırladıkları zorunlu ve serbest
hareketlere başlayarak bunları 50 sn.de tamamlar ve paraşütlerini açarak
inişe geçerler Yere belli bir mesafede de yarışmacı deklanşöre basarak
ayağındaki kayağı atar.
Hava sörfünde bir de
“hava balesi” var. Sörfteki yarışmanın aynı… Tek farkı yarışmacının
ayağında kayak bulunmaması.
Paraşüt çok yaygın bir
hava sporu. Hava izcileri şimdi size bir soru: Paraşütçü olmayı hiç
düşünmediniz mi? Düşündüyseniz ya da düşünüyorsanız gelin TÜRK HAVA
KURUMU’na. Elbette 1-2 küçük koşulu var gelişinizin. Önce, 15 yaşını
bitirmiş 16 yaşından gün almış olmak ve hastaneden sağlıklı olduğunuza
ilişkin bir rapor getirmek. Geresi dilekçe, konut belgesi vb. ufak tefek
şeyler…!
BALON
[ başa
dön]
Havacılık tarihinin
en eski uçuş aracı olan bölümden oluşur. Yanma Birim-Sepet-Kubbe.
Bu aracı dünyada ilk
yapanlar Fransız Ethienne ve Joseph Mongolfier kardeşler. 900 metre küp
hacminde, çevresi 35 metre, tam bir süre biçimindeki bu araç Mongolfier
kardeşlerin dokudukları pamuk ve kağıttan yapılmıştır. Balonu şişirmek
için, nemli hasır ve ünün yakılmasıyla elde edilen ateş kullanılmıştır.
Yapımcılarının şişirdikleri balon bırakılınca birkaç dakika için bin
metreye kadar yükselmiş ve kalkış noktasından 2 km. Uzağı yumuşak bir
iniş yapmıştı.
Zaman içinde
çalışmalar ilerledikçe insan beyni de geliştir. Ve günün birinde “Su
geçirmez, lastikle kaplı, özel iplikten bir balon” ortaya çıktı.
Yapımcısı yine Fransız’dı. Bu balon HİDROJEN’le şişirilecektir. Şişirme
işlemi 3 günde tamamlandı ve balon havalandı. Havalandı da, gökyüzü
kopkoyu yağmur bulutlarıyla kaplıydı. Araç 900 metreye kadar
yükseldikten sonra bulutların arasında kayboldu. Bir süre sonra, 25 km.
Ötedeki bir köyde bulundu. Bu havacılık tarihinin ilk “GAZ
BALON/UÇUŞUYDU”. Ne yazık ki değeri pek bilinmedi. Çünkü ona “gökten
gelen şeytani bir yaratık” olarak gören köylüler, ellerindeki çapalar ve
tüfeklerle paramparça etmiţlerdir.
Bu düşünce elbette
zamanla değişti ve balon, bütün dünyanın en yaygın hava aracı oldu.
Günün birinde insanlar bir balonun sepetine bir koç, bir ördek ve bir
horoz koyup uçurdular. Birkaç dakikalık uçuştan sonra da İLK BALON
YOLCULARI olan bu koç, ördek ve horozu güvenli bir şeklide yere
indirdiler. Daha sonra da İNSANLI balon uçuşu yapıldı ve Fransız BORAN
DE ROSIER (ROZİYE) dünyanın ilk BALON PİLOTU oldu.
Balonları dört ana
grupta toplayabiliriz. Sıcak Hava Balonları-Gaz Balonları-Rosier
Balonları ve Hava Gemileri (Gaz Balonlarında Jules Verne’in balonunu
örnek olarak gösterebiliriz).
Genç Hava izcileri;
balon yarışmaları son derece ilginçtir. Rüzgarın esişi yönünde,
genellikle yukarıda rahatça görülebilen hedefler belirlenerek X
şeklindeki panolarla işaretlenir. Yarışmacılara MARKER denilen, ucuna
ağırlık takılmış kurdeleden verilerek, yarışma sırasında bu hedeflere
atmaları istenir. Derecelendirme, markerlerin hedefe olan yarılıklarına
bakılarak yapılır. Bir de MESAFE YARIŞMASI vardır. Bunda amaç, kalkış
noktasından en uzak noktaya gidebilmektir.
MODEL UÇAK
[ başa
dön]
Havadan ağır, motorlu
ya da motorsuz, insan taşıma yeteneği olmayan, sınırlı boyutlarda
yapılmış bir uçaktır. Boyuna bosuna bakıp ona “oyuncak uçak” diyenler de
vardır. Ama bu oyuncak uçakların (!) marifetleri boylarından
beklenmeyecek kadar önemlidir. Bir kere değişik tiplerde ne kadar uçak
varsa hepsinin “ilk modeledir”. Bu ilk modelin beğenilmesi, uygun
bulunması durumunda filan ya da falan tipteki uçak üretilmiştir. Dahası,
havacılığın ilk bilgileri de insanlara MODEL UÇAK KURSLARI’nda verilir.
Model Uçak için bir
başka tanım yapmak da mümkündür.
“Bebelerin-babaların-dedelerin-ninelerin birlikte yapabildikleri bir
havacılık sporu”.
Gerçekten de öyle.
Model Uçak eğitimi alabilmek için yalnızca 12 yaşını bitirmek yeterlidir
(çok ince ve keskin araçlarla çalışıldığı için daha önceki yaşlarda
çocuklar ellerini kesebiliyorlar). Ama bu eğitimde bir “üst yaş sınırı”
yoktur. On nedenle bu eğitimi alan her yaşta insan bir arada
yarışabilirler,
Model Uçak kurlarında
havacılığın ilk bilgilerinin yanısıra, uçuşa-teknolojiye-meteorolojiye
ilişkin bilgilerin yanısıra uçak yapımıyla ilgili bilgiler de verilir.
Burada verilen kursları şöyle sıralayabiliriz. Başlangıç-Tekamül
(Gelişme)-Rehber Öğretmen-Tek Kontrol-Radyo Kontrol ve Hakem Kursları.
Bu kurslar Ankara’da
Türkkuşu Eğitim Merkezi’nin Model Uçak Okulu(nda veriliyor. Yaz
aylarında ve yarıyıl tatillerinde açılan bu kurslardaki eğitim de
ÜCRETSİZ. THK bunun dışında, ilk ve orta dereceli okullarda öğretmenlere
“yerinde eğitim yaparak” model uçak kursları veriliyor ve bu okullara
uçak malzemeleri gönderiyor.
MODEL ROKET
[ başa
dön]
Yer çekimi
karşısında AERODİNAMİK kaldırma gücü kullanmadan havaya çıkan bir roket
türüdür. Havalandırması için model roket motorunun yardımı şarttır.
Roketin havalandırması
bir model roket motoruyla sağlanır. Güvenli bir biçimde yere indirilmesi
ya da yeniden havalandırması için özel bir mekanizması vardır. Bu
mekanizma genellikle madeni olmayan parçalardan oluşur. Model Roket’in
de Model Uçak gibi çeşitli tipleri ve çeşitli yarışma dalları vardır.
HAVA AKROBASİSİ
[ başa
dön]
Sevgili gençler;
akrobasi denilince sanırım aklınıza ilk gelen çeşitli sirklerde, canını
ortaya koyarak ölümü göze alarak (hatta her gün ölümle burun buruna
yaşamayı göze alarak), iplerin üstünde hoplayıp zıplayan, metrelerce
yükseklikte bir trapezden ötekine atlayan ve daha nice tehlikeli
oyunları sergileyen kadınlar ve erkekler olur. Biz sizlere bu cesur
insanların yaptıklarından değil, daha başka cesur insanların
yaptıklarından söz edeceğiz. HAVA AKROBASİSİ’nden! Bu sporu şöyle
tanımlamak mümkündür:
“Pilotun;
yerçekimine kafa tutarak, ölüme meydan okuyarak, yetenek ve becerilerini
sınırsız bir özgürlükle kullanarak, içinde bulunduğu araçla gökyüzünde
çizdiği tablolardan oluşan bir havacılık sporu”.
Akrobasi uçakla ve
planörde yapılan bir spordur. Gerçi helikopterde de yapılır ama, bu bir
yarışma sporu değil yalnızca gösteri sporudur.
Akrobasi, görsellik
açısından, hava sporlarının en önde geleni ve gerek izleyenleri, gerekse
yapanları en çok heyecanlandıranı. Gökyüzünde, altlarındaki koca
araçlarla nefes kesen gösteriler yapmak elbette kolay değil. Çünkü bu
gösteriler boyunca pilotun hem kendi, hem de aracına HÜKMETMESİ söz
konusu. O nedenle her pilotun akrobasi yapması söz konusu olamaz. Bütün
pilotların, daha doğrusu bütün havacılık sporu yapanların
disiplinli-özgüveni yüksek-dikkatli-çabuk kavrayışlı-sağlam refleksli
nitelikleri olması şarttır. Ama akrobasi pilotluğunda bu yeteneklerin
dorukta olması gerekir. Havacılar bunu “bedene ve kafaca daha özel bir
yetenekle donanımlı olmak” diye tanımlıyorlar.
MİKROLAYT
[ başa
dön]
Tek kişilikleri
300-330 kg., çift kişilikleri 450-495 kg. Ağırlığında, bir ya da iki
koltuklu, çok hafif hava araçlarına MİKROLAYT diyorlar. Daha kısa bir
anlatımla “ağırlıkları 300-495 kg. Arasında değişen hava araçları” demek
mümkün.
MİKROLAYT genel
başlığı altında toplanana bu spor dalındaki araçlar üç tiptedir:
ULTRALIGHT-Motorlu
Yamaç Paraţütü-Motorlu Yelkenkanat.
Şimdi bunlara teker
teker bakalım:
ULTRALIGHT
Genelde tek ya da
çift kiţilik, bir pilot kabini bulunan küçük tipte bir uçaktır.
Mikrolightı küçük uçakların çocuğu, büyüklerin torunu olarak
niteleyebiliriz. Kısa mesafelerde iniş-kalkış yeteneğine sahip bu
araçlar, aynen uçaklarda olduğu gibi LÖVYE ve DİREKSİYON’la
yönetilirler.
MOTORLU YAMAÇ
PARAŞÜTÜ
Daha önce
tanıttığımız Yamaç Paraşütlerinin MOTOR’u takviye edilmiş olanıdır.
Pilot, sırtına taktığı çok hafif bir motorla, dağa-tepeye gerek
kalmadan, düz bir zeminden havalanıp yine aynı düzlüğe inebilir.
Anımsayacağınız gibi, Yamaç paraşütünde pilotun bir tepede bir süre
koşması ve havalanması gerekiyordu. Uçuş sırasında motor gürültüsünden
pilotun rahatsız olduğunu düşünebilirsiniz elbette, ama bu aracı
kullananlar bu sesin kendilerine gürültü değil, müzik gibi geldiğini
söylüyorlar. Ve ekliyorlar: “zaten araç belirli bir yüksekliğe
ulaştığında, havada TERMİK KOŞULLAR varsa –ki genellikle vardı. Motoru
durdurmak da mümkündür”.
MOTORLU YELKENKANAT
Bu da yine daha önce
tanıttığımız Yelkenkanatın MOTORLU olanıdır. Araç, pilotun kanattaki
denge noktasını sağa-sola ya da ileriye-geriye almasıyla yönetilir.
Yamaç paraşütü ve yelkenkanatın motorlu olanların da LÖVYE ve DİREKSİYON
yoktur. Her iki aracın da EMERCENSİ (tehlike) durumlarında kullanarak,
güvenli bir şekilde inebilecekleri yedek paraşütleri vardır.
İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI
[ başa
dön]
Teknoloji geliştikçe
uçuş sırasında pilot kullanılmasının tehlikeli olduğu, ekonomik olmadığı
ve sürekli uçuş ve keşif ihtiyacı gibi nedenlerle pilotsuz hava araçları
yapımına başlanılmıştır.
İnsansız hava
araçları günümüzde keşif , fotoğraf çekimi, meteorolojik çalışmalar gibi
sahalarda çok sıklıkla kullanılmaktadır. İnsansız hava araçlarının yakın
gelecekte savaş uçağı özelliklerini taşıyan tipleri yapılması
planlanmaktadır.
İnsansız hava
araçlarının birçok modeli vardır. Bazıları bir uçak gibi iniş ve kalkış
yaparlar. Bazıları ise normal kalkıştan sonra paraşütle indirilirler.
ROKETLER
[ başa
dön]
Hava ile yakıt
karışımı kullanılmadan uçan hava araçlarıdır. Sıvı veya katı yakıt
roketleri vardır. Uzay uçuşlarında havanın olmadığı ortamlarda roket
kullanımı zorunludur.
Tarihte ilk roket
13. Yüzyılda Çin de barutun bulunmasından hemen sonra yapılmıştır.
Aya Apollo ile yapılan
uçuşlarda sıvı yakıt kullanan Satürn 5 roketleri kullanılmıştır.
Uyduların yörüngesine kadar ulaştırılması ve yörüngedeki hareketleri
roket motorları ile sağlanır. Uzay mekiğinde ise katı yakıt roketleri
kullanılır.
UYDULAR ve UZAY ARAÇLARI
[ başa
dön]
Uzaya Olan İlginin
Başlangıcı
Başlangıçta dünyası
kara ve denizlerle sınırlı olan insanoğlu, uçma merakı ve keşif yeteneği
sayesinde gökyüzünde varolma çabası içerisine girmiştir. 20nci yüzyılın
başında uçağı keşfetmesinin üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten
sonra, sadece atmosfer içerisinde de sınırlı kalmayarak, sonsuzluğa
doğru uzayın kapılarını aralamayı başarmıştır. Uzay çalışmaları İkinci
Dünya Savaşını takip eden yıllarda ivme kazanmış, ilk olarak Sovyetler
Birliğinin Sputnik-1’I uzaya göndermesi ve bunu ABD’nin takip etmesiyle
bu alanda yarış başlamıştır.
Bugün dünyanın
etrafından çeşitli uluslara ait 6000 civarında uydu mevcuttur ve herbiri
değişik amaçlara hizmet etmektedir. Artık ülkelerin güvenliğinden,
toplumun günlük yaşamının kalitesinin yükselmesine kadar çok farklı
alanlarda uydulardan yararlanılmaktadır. Yıllar önce yörüngelerinde
görevini tamamlayan ve başıboş yol alan uydu ve parçaları binlerle ifade
edilmekte ve bu uzay çöplerinin yaratabileceği riskler ciddi olarak
tartışılmaktadır.
Uyduların Tarihi
“UYDU” ve uydularla
haberleţme konusunda ilk kavram, İngiliz Bilim-Kurgu yazarı Arthur C.CLARK
tarafından ortaya atılmıştır. “sir” ünvanlı yazar, 1945 yılında
yayınladığı bir makalesinde; “Haberleşmeyle ilgili tüm problemler, uzay
boşluğunda dünyaya yakın bir yörüngeye yerleştirilecek ancak, 24 saatlik
yörünge periyoduna sahip olacak yapay uydular tarafından çözümlenebilir.
Öyle ki; bu uydular ekvator düzleminde yer almalıdır. Böylelikle,
yeryüzünden bakıldığında uydular daima sabit noktada görülecektir”
hipotezini öne sürmüştür.
Bu düşünceden yola
çıkarak yapılan araştırma ve çalışmalar ilk sonuçlarını 1950’li yılların
ikinci yarısından sonra vermiş ve ilk yapay uydu “SPUTNİK-1” 1957
yılında, o dönemdeki adıyla, Sovyetler Birliği tarafından uzaya
gönderilmiş ve ilk radyo sinyalleri yeryüzündeki bir alıcı tarafından
saptanmıştır. Gerçek anlamda ilk aktif uydu ise, NASA'’in yürüttüğü
“SCORE” projesi kapsamında 1958’de yörüngeye yerleştirildi ve uydu
dünyadan aldığı mikrodalga radyo sinyalini tekrar dünyaya göndererek ilk
gerçek uydu tronsmisyonunu gerçekleştirdi.
Bu anlamda uzaya
gönderilen ilk uydular askeri amaçlı kullanılmış ve ticari uydu
haberleşmeciliğinin de öncülüğünü yapmıştır. Ticari olarak servis vermek
amacıyla tasarlanan “Telstar-1” uydusu, Atlantik Okyanusunun iki
yakasında TV ve telefon iletişini sağlayan ilk uydu olmak misyonuyla
tarihteki yerini almıştır.
Gelişen ve
çeşitlenen iletişim teknolojilerinin insanlığa sunduğu imkanlar ile
uydular da çeşitlenmiş ve 19 ülkenin öncülüğünde INTELSAT adıyla
İlk Ticari ve Mobil
Haberleşme Uyduları
Ticari uyduların
lideri “Early Bird”, 1965 yılında Amerikan şirketi COMSAT tarafından
üretildi ve Geosenkron yörüngeye yerleştirildi. 240 telefon kanallı bu
uydu üzerinde telefon trafiği ile birlikte yıl boyunca 80 saat TV yayın
iletimi de aynı anda sağlandı. INTELSAT organizasyonu tarafından II ve
III serisi uyduların da diğer Okyanus bölgelerinde hizmete alınmasıyla
Global Uydu Ağı tamamlanmış oldu.
Özellikle seyir
halindeki deniz araçlarını kendi aralarında ve kara ile haberleşmelerini
sağlamak amacıyla tasarlanan ilk uydu “Marisat”, Şubat 1976’da uzaydaki
yörüngesine gönderildi. Birleşmiş Milletler Teşkilatının katkısıyla 1979
yılında Deniz Haberleşme Uyduları Organizasyonu INMARSAT kurulmuş oldu.
Türkiye ve Uydu
Haberleşme
İlk Uydu Devresi ve
Uydu Yer İstasyonu
Konvansiyonel
karasal tranmisyon sistemlerinin kapasite ve verim anlamında, özellikle
yurt dışı haberleşmede yetersiz kalması şeklindeki olumsuz etkiye,
işletme ve koordinasyon güçlükleri de eklenince Türk PTT’si yeni iletim
ortamları ve araçlarından yararlanma yönünde çalışmalar yapmış ve
Türkiye’nin ilk uydu devresini, 1968 yılında İran ve Yugoslav yer
istasyonlarını kullanılarak kurmuştur.
1970’li yılların
başında Avrupa ülkelerine çalışmak üzere giden vatandaşlarımızın
sayısında artış olunca telefon kanal sayısında hissedilir derecede
sıkıntılar baş göstermiş ve “Neden Türkiye’nin de bir uydu yer istasyonu
olması?” sorusuna karşılık, hükümet ve TBMM’den alınan yetkiyle PTT
Genel Müdürlüğü bu yönde fizibilite çalışmalarına başlamıştır. Üç yıl
süren survey, araştırma, ihale, üretim, eğitim ve montaj çalışmalarının
ardından ülkemizin ilk Uydu Yer İstasyonu 23 Nisan 1979 günü “Ankar-01A”
adıyla hizmete girdi. İngiltere ile 11 telefon analı başlangıç
kapasitesi, hemen bir yıl içinde, diğer Avrupa ve dünya ülkeleriyle olan
telefon trafiğimizi taşıyan 100 kanal kapasitesine ulaştırıldı. Aynı
anda televizyon sinyali alış ve verişi özellğine de sahip olan bu yer
istasyonu, TRT için haber nitelikli program yayını alış-verişini de
gerçekleştirmiştir. |