|
NEDEN İZCİLİK?
Şimdi, 30 saniye
süreyle şu soruların yanıtlarını düşününüz :
·
Çocuğunuzu en
son hangi çocuk tiyatrosuna veya bir hayvanat bahçesine götürdünüz ?
·
Çocuğunuzu en
son ne zaman bir arkadaş toplantısına gönderdiniz ?
·
Çocuğunuzla
birlikte en son ne zaman açık hava yürüyüşü veya kısa süreli piknik
yaptınız ?
·
Veya değişik
bir soru olacak ama, azarlama veya cezalandırma dışında, çocuğunuzla en
son ne zaman karşılıklı oturup konuştunuz ?
Bu sorular, sizlerden
biri tarafından bizlere sorulsaydı, bizlerin yanıtları;
Bilmem,
Hayır,
gibi basit yanıtlar
olacak ama her seferinde çocuklarımızı çok ama çok sevdiğimizi
vurgulayacak, belki bu tür sorulardan kaçmak için, yoğun çalışma
şartlarımız ve kısıtlı olanaklarımız nedeniyle, onlarla istediğimiz
ölçüde ilgilenemediğimizi söyleyecektik.
Bizler inanıyoruz ki,
çoğumuzun çocukları, "Onlar daha çok küçük ve korumasız" savıyla, okul
dışı zamanlarını, bir apartman odasında, büyük bir olasılıkla arkadaşsız
bir şekilde, onlara alınmış pahalı oyuncaklarıyla oynayarak, ama inanın
ki mutsuz bir şekilde geçiriyorlardır.
Peki, çocuklarımızın
gelişiminde önemli yer tutan ve yukarıdaki soruların yanıtlarına göre
olumsuzluk olarak değerlendirebileceğimiz bu sorunu giderebilecek bir
çözüm şekli var mı? Bizler bu sorunun yanıtını, inanın daha yeni bulduk.
Evet var ve adı "İZCİLİK".
Şimdi sizler, bir
yandan yukarıdaki bir kaç basit soruya kafanızda yanıt ararken, bir
yandan da kendi çocukluk ve özellikle gençlik yaşantınızı gözünüzün
önüne getirin. Bizlerle birlikte büyük bir çoğunluğunuz, 1970'li
yılları, çağlayan bir enerji ile kendini yarınlara hazırlamakta olan
lise, yüksek okul veya üniversite öğrencisi olarak yaşadınız. Yine büyük
bir çoğunluğumuz o yıllarda askeri okul öğrencileri olmamıza karşın,
ülkemizin içinde bulunduğu olumsuz politik, ekonomik ve dolayısıyla
toplumsal şartlardan aynı şekilde etkilendik. Bu olumsuz şartlar, yaşam
heyecanı dolu gençliğimizin ilk günlerini, gelecekten umutsuz olarak
yaşamamıza neden olmadı mı? O günlerde çoğumuz, sık sık ebeveynlerimizi
arayıp, vurulmadığımızı, yaralanmadığımızı veya okuldan atılmadığımızı
onlara bildirip, onları da mutsuzluğumuza ortak etmedik mi? Belki aynı
şekilde değil ama benzerlerini yaşayan bizim kuşağımızın, fikren ve
ruhen kişilik sorunlarıyla yoğun bir gençlik dönemi geçirmediğimizi
hangimiz savunabiliriz?
Yaşadığımız o olumsuz
dönemin basit bir özeleştirisini yaptığımızda, kendimizde kişilik
sorunlarının varlığını, zamanın yöneticilerinde de biz gençlere karşı
güvensizlik ve sevgisizliği görmek olası. Bu durumdan tek yarar
sağlayanların ise, zamanın sorunlu ve yalnız gençliğini, politik amaç
kisvesi altında kendi kişisel çıkarları için kullanan kötü niyetli
azınlık olduğunu birlikte gördük. O günleri yaşamış bizler, bedenen ve
fikren sağlıklı ve doğru bir şekilde örgütlenmiş gençliğin, o
bastırılamaz enerjisi ve sözel olmayan gerçekçi ATATÜRKÇÜ yapısıyla, her
türlü engeli zorlanmadan ve yıpranmadan aşabileceğine inanıyoruz.
Bu bağlamda, günümüzde
ise, çocuk ve gençlerimizi, bizlerin yaşadığı dönemde yoğunluk
kazanmamış daha tehlikeli sorunlar beklemektedir. Bunların başında,
uyuşturucu/alkol bağımlılığı ve eşcinsellik gelmektedir.
Gençliğimizde bütün bu
olumsuzlukları yaşamış olmamıza ve bunları çok iyi değerlendirebilmemize
karşın, çocuklarımızı, amaçladığımız şekilde ATATÜRKÇÜ genç olarak
yetiştirebilmek üzere, zaman zaman gerekli ve yeterli şartları
sağlayamadığımız bir gerçektir. Çünkü çocuk ve gençlerimizi,
yaşıtlarıyla bir bütün içinde örgütleyebilme yeteneğimizin
olanaksızlığını üzüntüyle görebiliyoruz, çünkü onların kişiliklerini,
yalnızca değerli oyuncaklarla veya isteklerini beklemeksizin
sağladığımız olanaklarla geliştiremeyeceğimizi biliyoruz, bizlerin
yaşadığı olumsuz dönemle eşdeğer olmasa bile toplumumuzun bugün içinde
bulunduğu olumsuz şartlardan etkilenmemelerini,
Bedenen ve fikren
sağlıklı,
Laik,
Tanrıya, vatanına,
ulusuna, Cumhuriyete ve onun demokratik kurallarına saygılı,
Kalpleri insan ve
doğa sevgisiyle dolu, çevre bilincine sahip,
Kendi kendine
yetebilecek güç ve disiplinde,
ATATÜRK İlke ve
İnkilaplarının sadık bekçileri ve uygulayıcıları olan gençler olmalarını
istiyor ve hep birlikte aynı duyguları paylaşıyoruz.
Eğer bizler erken
davranıp çocuklarımızı ve onların oluşturduğu gençliği örgütleyemezsek,
eğitemezsek, bizlerin yaşadığı olumsuz dönemde olduğu gibi, bazı güç
odakları onların heyecanından, onların enerjisinden kolaylıkla
yararlanabilecek, hem doğrudan onlara, hem de dolaylı olarak vatanımıza
ve ulusumuza, dolayısıyla her durumda bizim çocuklarımıza zarar
verebilecekler.
Çocuklarımıza yönelik
yukarıda belirttiğimiz olumsuzlukları giderme yöntemlerini
araştırdığımızda, tüm isteklerimizin karşılandığı tek çözüm tarzının,
İzcilik çalışmaları olduğu sonucuna varılmaktadır. Şüphesiz ki, pahalı
parasal karşılığını sağladığınızda, daha bir çok çözüm yolları da
bulabilirsiniz. Ancak İzcilik, resmi yani devlet korumacılığı altında,
bizlerin az parasal desteği ile en fazla yarar sağlayacak bir örgütlenme
ve çalışma biçimidir.
İzcilik, gerek öğrenim
gören, gerekse öğrenim dışı gençliği, dil, din, ırk ve renk farkı
gözetmeksizin bünyesinde toplayan,
Ulusal ve
uluslararası içerikli,
Eğitsel,
Üniformalı,
BİR GENÇLİK
HAREKETİDİR.
İzcilik, çeşitli yaş
grupları içindeki çocuk ve gençlerin,
Zihinsel, bedensel
ve ruhsal gelişmelerine katkıda bulunan,
Çocuk ve gençlerin
araştırıcı, yapıcı ve yaratıcı niteliklerinin geliştirilmesi için
gerekli bilgi ve becerilerle donatılmalarını hedefleyen,
Demokratik kişilik
özelliklerinin öne çıkmasına uygun ortam hazırlayan,
ve
Gençlerin, ATATÜRK
ilkeleri doğrultusunda yetiştirilmelerini amaç edinmiş, eğitsel
çalışmaların bütünüdür.
Bu kapsamda, "İZCİNİN
TÜRESİ", yani bir diğer deyişle İzcinin Anayasası'na göre;
İzci sözünün eridir,
şeref ve onurunu her şeyin üzerinde tutar.
İzci, vatanına,
ulusuna, ailesine ve İzci Liderlerine sadıktır.
İzci, başkalarına
yardımcı ve yararlı olur.
İzci, herkesin
arkadaşı ve dünya izcilerinin kardeşidir.
İzci, herkese karşı
naziktir.
İzci, doğa, bitki ve
hayvanları sever, onları korur.
İzci, büyüklerini
sayar, sözlerini dinler, küçüklerini sever ve korur.
İzci cesurdur, her
türlü olumsuz şartlar altında bile neşeli ve güler yüzlüdür.
İzci, tutumludur.
İzci, fikir, söz ve
davranışlarında, açık ve dürüsttür.
Dikkat edileceği
üzere, İzciden, mükemmel ve bir o kadar da sorumlu vatandaşlık eğitimi
alması ve bunu uygulaması istenmektedir.
Yukarıda belirttiğimiz
İzcilik Türesi'ne olan inanç ve bağlılığı benliğine yerleştiren çocuk ve
gençler;
"Tanrıya,
vatanıma ve ulusuma karşı görevlerimi yerine getireceğime,
İzcilik türesine
uyacağıma,
Başkalarına her
zaman yardımda bulunacağıma,
Kendimi,
Bedence sağlam,
Fikirce uyanık
ve
Ahlakça dürüst olmak
için,
elimden geleni
yapacağıma, şerefim üzerine and içerim."
şeklinde söz vererek
izcilik etkinliklerine başlarlar.
İzcilik çalışmaları,
yurduna, ulusuna ve tüm insanlığa yararlı, iyi insan ve iyi bir vatandaş
yetiştirmeyi amaçlamaktadır. İzcilik, bu amacı gerçekleştirmek için, şu
5 hedefi esas alır;
Fiziksel, yani bedenen
sağlıklı gelişme,
Kişiliğin gelişmesi,
Yaratıcılığın
gelişmesi,
Toplum içinde
düzenli yaşama duygusu olan sosyal gelişme,
Tanrıya inancı
kapsayan laik manevi gelişme.
İzcilik etkinliği
içinde yapılan her işlev, konu başlığı olarak, ister toplumun
kalkınması, ister sosyal yardımın sağlanması, isterse kültürel içerikli
olsun, önemli olan, yukarıda belirtilen bu 5 hedefe, arzu edilen
seviyede ulaşmaktır. İzcilik etkinlikleri sırasında yapılan değişik ve
sayısal açıdan çok işlevin her biri, söz konusu 5 hedefe ulaşmak için
birer araçtır. Amaç ise, kısaca, "İyi İnsan ve İyi Bir Vatandaş
Yetiştirmektir".
İzcilik, çocuk ya da
gencin kendi kendini geliştirebileceği bir eğitim sistemidir. İzciliğin
amacı, çocuk ya da gencin zihinsel, sosyal, ruhsal ve bedensel
gelişimine katkıda bulunarak, onun aile, okul, mahalle ve diğer ulusal
ve uluslararası toplumlarda sorumluluk sahibi birey ve vatandaş olarak
yerini almasına yardımcı olmaktır. İşte bu amaca varmak için kullanılan
yola "İZCİ YÖNTEMİ" adı verilir.
İzci Yöntemi,
birbirini tamamlayan, birbiri ile içiçe geçmiş ve bütünleşmiş
unsurlardan oluşur. Bu unsurlar, sırasıyla;
İzciliğin temel
ilkelerinde açıklamasını bulan "And ve Türeye Bağlılık",
İzcinin araştırma ve
inceleme yetisinin geliştirilmesine olanak veren, beceri kazanarak
kendine olan güveninin artmasını sağlayan "Yaparak Öğrenme",
Sosyal gelişmeye
yönelik Demokrasi eğitimini içeren ve izciyi sosyal yaşamla
bütünleştiren "Oba Sistemi",
Katılımcı izcilerin
isteklerine göre düzenlenmiş, çoğunlukla açık havada gerçekleştirilen
oyun tarzındaki işlevleri içeren, yararlı bilgi, beceri ve davranışları
kazanmaya yönelik toplumsal hizmetleri kapsayan, izcinin örgüt yapısı
içinde ilerlemesine olanak veren, her zaman ileriye götürücü ve istek
uyandırıcı "Program"dır.
İzciliğin alanı, uğraş
sahası şudur diye bir ayırım yapılamaz. İzciliğin alanı "Her Yer"dir.
Dil, ırk, renk ve
inanç ayrılığı gözetmeksizin, herkese açık, temelinde gönüllülük ilkesi
yatan ve politik amaç taşımayan İzcilik;
İzcileri,
belirlenmiş hedef veya hedeflere götüren, bir seri planlı etkinliktir.
Öğrenim değil, katı
kuralları olmayan bir eğitim işlevidir. Ancak, asla politik bir eğitim
içermez.
Genç insanlar
arasında herhangi bir ayırım yapmaksızın düzenlenen, gönüllü bir gençlik
hareketidir.
İzcilikte üç temel
görev ilkesi vardır. Bunlar;
İzcinin, yaşamın
ruhsal değerleriyle ilişkisini sağlayan, bir diğerinin inancına saygılı,
özde laiklik kavramını içeren "Tanrıya Karşı Görevler",
İzcinin, toplumla
ilişkisini sağlayan, topluma karşı sorumluluklarını içeren "Başkalarına
Karşı Görevler", ki bunlar;
İzcilikle ilgili her
davranışın temeli olan ve Evrensel İnsan Hakları Deklarasyonu ile
korunmuş, insanın saygı değerliliği,
Toplumun
kalkınmasına katkıda bulunmak, tutumlu olmak ve tüketici olmayıp, ülke
ve kendi geleceği için üretici olmak ilkeleriyle yaşam bulan
vatanseverlik,
İnsan ve canlı
organizmaların, ekolojik bir bütün, birbirlerine bağımlı bir sistem
oluşturmaları ve bu sistemin herhangi bir parçasına verilecek zararın,
sistemi olumsuz yönde etkileyeceği bilinci olan, doğanın korunmasıdır.
İzcinin kendi
kendini geliştirme sorumluluğu ve kişiliğin oluşturulması olarak
tanımlanan "Kendine Karşı Görevler".
Görüldüğü gibi
İzcilik, çocuk ve gençlerimiz için sağlıklı ve disiplinli bir gelişme
ortamı yaratmak, bu ortam içinde onları, havacılık bilinci ve Atatürkçü
düşünceye sahip iyi birer vatandaş olarak yetiştirmek için yapmayı
tasarladığımız, "Gönüllülük" ilkesinde yaşam bulacak bir
harekettir. Ancak burada, bizce çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek
istiyoruz. Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız izciliğin amacı,
hedefleri ve türesi, doğru seçilmiş ve iyi niyetli liderler tarafından
örgütlenme sağlandığında, yarınımızın güvencesi olan çocuk ve
gençlerimizin iyi insan ve iyi birer vatandaş olarak yetiştirilmelerini
sağlamaya yönelik fikirsel altyapıyı oluşturmaktadır. Bu altyapının
yaşama geçirilmesi ise, kuralları doğru olarak belirlenmiş, katılımcı
bir örgüt çalışmasını gerektirmektedir. Söz konusu kuralların,
ebeveynlerin, gerekli desteği almaksızın yalnız başlarına kendi
çocukları için uygulamalarında yetersizlikler kaçınılmazdır.
Ayrıca, konuya biraz
daha dikkatli baktığınızda, örgütlenmeyi yapacak lider veya liderlerin,
temel Atatürkçü ilkelerden sapmaları durumunda, çocuk ve gençleri
kolaylıkla politize edebilecek olmaları da açıktır. Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının oluşturduğu toplum, yeterli örgütlenme bilincine sahip
olmadığı sürece, bu endişe de var olacaktır. Tarihine bakıldığında,
Türkiye İzciliği, yetersiz bilgilendirmenin sonucunda işte bu endişe
nedeniyle arzu edilen gelişimini gösterememiştir. Oysa, başlattığımız
Hava İzciliği etkinlikleri sırasında, ebeveynlerin etkin katkıları,
sürekli ve yapıcı eleştirileri ile yaratıcılıkları, bu endişeyi çok kısa
bir zamanda ortadan kaldıracaktır. Kısaca, başlattığımız Hava İzciliği
çalışmalarında, siz ebeveynlerden beklentinin özeti "Güven, Denetimi
Engellemez" olmalıdır. Dolayısıyla, kurmaya çalıştığımız sistem,
kişisel değil toplumsal olmalı ve sonucunda sistem, uzun ömürlü ve
sağlam temellere oturtulmuş olmalıdır.
Sizlere, amacını ve
hedeflerini özetlemeye çalıştığımız İzcilik ve özellikle Hava İzciliği
çalışmaları, bugünden başlayarak siz ebeveynlerin değerli katkılarıyla
sürdürülecektir.
En değerli
varlıklarımız olan çocuklarımıza yönelik, gönüllü ve özverili anlayışla
yapılacak bu çalışmalarımızda, ailelerden, olanaklar elverdiğince en az
seviyede parasal ve fakat en üst seviyede gönül desteği alabilmeyi
planlıyor ve bekliyoruz. |